Kocaeli'de baba-oğula silahlı saldır
Karamürsel'de Elektrik Kesintisi
Yağmur ve Dolu Altınovalıları mağdur ett
Başkaldıranla barış olur mu?Köşe yazısı
Nurettin ŞENEMRE
22 Ekim 2011 "Vurulmuş tertemiz alnından yatıyor, bir hilal uğruna yarab ne güneşler batıyor" bu vatanın gencecik evlatları hain saldırıları ve tuzaklarıyla canımızı yakıyor. Bizim çocuklar bizi korumak için canlarını feda ediyor. Türkiye hain bir coğrafyanın en hain kurbanlarından biri yapılmak istenirken, Türk milletinin sabrının zorlandığı günlerin sonuna doğru geldiğimizin de farkındayım. 12 Eylül öncesinde kardeşi kardeşe kırdırdılar. 30 yıldır bu vatanı bölmek için daha önce kardeş olanları şimdi Türk milletine karşı kalleş yaptılar. Emperyalizmin maşası, küresel güçlerin oyuncağı, şer odaklarının taşeronları Türkiye'de PKK'yı kullanıyor. Bu terör örgütü güya Kürt sorunu diyerek Türkiye'yi bölmeye çalışanların silahşörlüğünü yaparken, bu kocaman coğrafyadaki büyük tarihimizi unutuyor. Dünya durdukça, Türk milleti var oldukça aziz vatanın toprakları üzerinde hiçbir hainin emeline ulaşamayacaklarını biliyorlar. Ama öyle bir uyuşturulmuşlar, öyle bir kandırılmışlar ellerine de öyle şeyler tutuşturulmuş ki kafaları musalla taşına çarpmadan uyanamıyorlar. Dün Gölcük'te öfke seli sokaklara kadar taşmıştı. Herkes çok iyi bilsin ki artık sözün bittiği yerdeyiz. Dün Anıtpark'ta Türk Harb-İş Sendikası Kocaeli Şubesi tarafından güzel bir girişim başlatıldı. Sivil toplum örgütleri halk bu oluşma destek verip tek vücut oldular. Çok sesli Gölcük korosunun tek kalp ve tek yürek olduğunun en büyük göstergesiydi o manzara. İdam cezasının yeniden yürürlüğe konması ve uygulanması için başlatılan kampanyaya ilk imzayı da ben attım. Türkiye'de idam cezasının kaldırılmasına zaten karşıydım. İnşallah buradan yükselen ses Ankara'da yankısını bulur ve meclis idam cezasını yeniden çıkartarak uygular. Gölcük halkının duyarlılığı gazetemizin sayfalarını röportajlarıyla doldurmaları, yüreklerinin nasıl yandığını gösterirken, içimizin nasıl kan ağladığını gözler önüne sererken hainler yine sokaklara dökülüp utanmadan ve sıkılmadan şehitlerimizin arkasından neredeyse oh olsun diyecekler. BU KÜSTAHLIKTIR Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 74 milyonun gözünün içene baka baka bu bir savaştır diyenler, PKK'nın sokaktaki sözcüleri değilse nedir? PKK'nın eli kanlı militanı olmak için ille de silah mı kullanmak gerekir. Bazen öyle laflar vardır ki, kurşundan daha delici etki yapar. Bu neyin savaşı? Kimin savaşı? Hangi silahlar susacak? Niçin susacak? Şehit cenaze evlerini ziyaret edemeyenler, şehit cenazelerine katılamayanlar PKK'nın eli kanlı çapulcularının cenazelerine katılıp oradan tehditler savuranlar, gün gelecek Türk milletinin Osmanlı tokadını suratlarında hissedecekler ve o gün artık yakındır. Hatırlayınız yıllar önce de Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni karıştırmak isteyenler, meclisten tokadı yemiş ve dokunulmazlıklarının kaldırılması sonrasında hak ettikleri cezayı bulmuşlardır. Şuanda mecliste olanlar daha vahim daha tehlikelidir. TBMM'de savaş çığırtkanlığı yapanlar orada olmamalıdır. Çünkü sergiledikleri Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı açık bir küstahlık ve ayrışma tellallığıdır. Daha birkaç gün önce Türk milleti diyerek namus ve şereflerinin üzerine ant içenler, bugün eli kanlı hainlerin avukatlığını yaparken, ettikleri yemine sadık kalmadıklarına göre o halde o yemin yok hükmündedir. Yani hiç yapılmamış sayılmalıdır. Eğer o yemin yapılmış sayılıyorsa, o zaman da Türkiye Büyük Millet Meclisi gereğini yapmalıdır. Neticede son hain saldırıda 24 şehidimiz vardır. Ama yaralı sayısı 18 değildir, 74 milyon yaralı vardır. Bu yaraları sarmanın görevi Türkiye'yi yönetenlerdir. Sınır ötesi operasyon Sürekli olarak keşkelerle konuşuyoruz. Şimdi acaba kaç kişi keşke şu sınır ötesi operasyon birkaç ay önceki 17 evladımızın şehit olduğu hain baskından sonra yapılsaydı diyordur? Ama neticede bu işler ahlarla vahlarla olmuyor. O zaman bu operasyonlar yapılmış olsaydı Kandil yerle bir edilmiş olsaydı, hain yuvaları dağıtılsaydı o alçaklar bulundukları inlerden çıkamayacak, hak ettikleri çukurda olacaklardı. Şimdi Türk askeri Kuzey Irak'ta alçak avına başlamış. Bu defa Kandil ve tüm şer odakları bitirilene kadar alçak avı sürmelidir. Hainler tek tek yok edilmelidir. Başka türlü yeni keşkelere yol açarsınız ki, tarih önünde veremeyeceğiniz hesaplarla karşılaşırsınız. 74 milyonun yanan yüreği, yaralı kalbi bu acılara daha fazla dayanamaz. Sokağa taşan öfke seli, yarın kardeşi kardeşe düşürmek isteyenlerin ekmeğine yağ sürecek hal alabilir. Çok dikkatli olmalıyız. O halde olaylar iyi okunmalı, yorumu iyi yapılmalı şer odakları dağıtılırken Türk-Kürt kardeşliği daha sık pekiştirmeli, daha sarmaş dolaş olunmalıdır. Bakın dün İstanbul gazetelerinde ne yazıyordu. Hakkari'de ki alçak saldırıda ilginç zamanlama başlığıyla iki başlıklı yazı ve birde resim vardı. Aynen şöyle diyordu "Bundan tam iki yıl önce takvim yaprakları 19 Ekim 2009'u gösterdiği gün hükümetin Kürt açılımı çerçevesinde önemli bir gelişme yaşanmıştır. Terör örgütü PKK'nın Kuzey Irak'ta ki Mahmur kampından 34 kişi terörist başı Abdullah Öcalan'ın çağrısı üzerine Türkiye'ye gelerek teslim olmuştu. PKK'lıların Şırnak Silopi'de ki Habur sınır kapısında davul zurnayla karşılanması tepki çekmişti. PKK'lıların sorgu ve yargılaması için Diyarbakır Cumhuriyet savcılığı özel yetkili dört savcıyı Silopi'ye göndermiş ve kısa süren işlemlerin ardından gelenlerin hepsi serbest bırakılmıştı. Ancak bir yıl sonra 34 kişiden 17 si hakkında örgüt propagandası yapmaktan dava açıldı ve bazıları tutuklandı. PKK'nın 24 askeri şehit ettiği günün PKK'lı teröristlerin kürt açılımı açısından tarihi bir gün yaşandığı günle çatışması dikkat çekici bulundu. Dememiz o ki bunlar haindir. Hain sadece hainlik yapar. Çünkü kardeşlik ruhlarını sarmış, ihanet adları olmuştur. Artık beklenen odur ki kim ihanet ediyorsa ama elinde silahla dağlarda, ama ovada cezasını bulmalı Türk milleti bu hainlerden kurtulmalıdır.
YAZARA AİT DİĞER KÖŞE YAZILARI
|