Kocaeli'de baba-oğula silahlı saldır
Karamürsel'de Elektrik Kesintisi
Yağmur ve Dolu Altınovalıları mağdur ett
Bu kentin yollarında sinek gibi ezilebilirsinizKöşe yazısı
İsmet ÇİĞİT
04 Ekim 2011 Geçen cuma günü sabah saatlerinde D-130 karayolunun Karamürsel içinden geçen kesiminde, tam da ilçe merkezinin girişinde çok feci bir kaza meydana geldi. İki çocuk annesi, 30 yaşındaki İlknur Karadağ isimli kadın, yolun kenarında, kaldırımın üzerinde, minibüs durağının önündeydi. Genç kadın en küçük bir kusur işlememiş, herhangi bir trafik kuralını ihlal etmemişti. Ama feci şekilde öldü. D-130 karayolunda giden, Karamürsel içine giren büyük bir TIR kamyonunun kasası dev çelik borularla doluydu. Ama uzun yola nakledilen bu borular, TIR’ın kasasına iyi bağlanmamıştı. Tam Karamürsel içinden araç geçerken, dev borular iplerini koparttı. Yere yuvarlandılar. Tonlarca ağırlıktaki bu dev borulardan biri, yol kenarında, kaldırım üzerinde duran İlknur Karadağ’ı ezip geçti. Genç kadın, oracıkta feci şekilde öldü. Kaza olur. İnsanlar kusur işler. Hiç suçu, hatası olmayan insanlar, başkalarının basit hata veya kusurları yüzünden hayatlarını kaybedebilirler. Bu tür durumları genellikle “Alın yazısı”, “kader” olarak açıklayabiliriz. Ama Karamürsel’deki bu kazayı, aynı statüye koyup, “Zavallı İlknur Hanım’un vadesi dolmuş. Allah böyle yazmış” diyerek geçiştiremeyiz. Bizim kentimiz, Türkiye’de en çok yük naklinin yapıldığı karayollarının üzerinde bulunmaktadır. Bu yollarda biraz denetim yapılması zorunludur. Birkaç ay önce Gebze’de de bir kaza meydana geldi. Bir limana gelen dev konteyneri, TIR kamyonu gelişigüzel yüklemişti. Vinç konteyneri kaldırmış, TIR’ın üzerine koymuştu. Kurallara uygun olarak konteyner TIR’ın kasasına sabitlenmemiş, baş verilmişti. Nasıl olsa, buralarda denetim falan da olmazdı. Virajlı bir kavşakta TIR’ın üzerindeki tonlarca ağırlıktaki konteyner yerinden kurtuldu. Yola düştü. Hemen TIR’ın yanında, bir otomobil vardı. Dev konteyner, bu otomobilin üzerine düştü. Otomobil içindeki bir aile, sinek gibi ezilerek ölmüştü. Karamürsel’deki “Boru vakası” kısa süre içinde ilimizde yaşanan ikinci olaydır. Bu aymazlık devam ederse, son da olmayacaktır. D-100’de hergün arabasıyla gidip gelen insanlardan biriyim. İzmit’ten transit geçen ağır vasıtaları TEM Otoyoluna zorunlu olarak yönlendirmeyi bir türlü başaramadık. Zaten şimdilerde TEM’de onarım var. Bu yüzden, bütün ağır vasıtalar, bütün araçlar D-100’e giriyor. Bazen, küçücük arabamın içinde, iki tarafımın otomobil yüklü TIR’larla çevrildiğini görüyorum. Üstelik deli gibi gidiyorlar. Otomobil yüklü TIR’lardan kurtuluyorum, Yıldız Entegre’nin İgsaş limanından yüklediği tomrukları Arslanbey’deki fabrikasına götüren TIR’ların arasında kalıyorum. O tomrukları, o TIR’ın kasasına atı atı vermişler. Her an birkaç tomruk yola, yandaki arabanın üzerine düşebilir. Otomobil yüklü TIR’lar, Köseköy bölgesindeki lojistik depolarına gidiyor. Köseköy bölgesi, lojistik depoları ile doldu. Türkiye’ye gelen bütün araçlar, TIR’lar üzerinde limanlardan bu lojistik parklarına taşınıyor. Sonra, sırası gelen araçlar yine bu lojistik parkından TIR’lara yükleniyor, Türkiye’nin dört bir yerine götürülüyor. Yine Arslanbey bölgesinde çelik galvaniz fabrikası var. Kocaman çelik ruloları, TIR’lar üzerinde öyle çok fazla özenli yüklenmeden taşınıyorlar. İçindeki yollardan bu kadar çok otomobil, tomruk, boru yüklü kamyonun geçtiği başka bir il gösteremezsiniz. Bir sigara izmariti ile patlayacak, çevresindeki her şeyi havaya uçuracak tankerleri saymıyorum. Geçen gün, yine arabamla, Sapanca Yolu’ndan geliyordum. Bir kamyonet, inşaat malzemesi yüklemiş. Karşı yönden geliyor. Zaten çok tehlikeli olan Suadiye Köprüsü kavşağı mevkiinde, kamyonet şöyle bir savruldu. Kasasında taşıdığı, gereğinden fazla, yüksek yüklenmiş, üstelik sabitlenmemiş malzemelerden koca bir paket, kamyonetten düştü. Tam önüme geldi. Ani fren yapsam, arkadan gelen kamyon beni ezecek. Aracın direksiyonunu kırsam, ya tarlara takla atıp devrilecek, ya öbür taraftan gelen arabanın altına gireceğim. Kapadım gözümü, sıkı sıkı tuttum direksiyonu. Önüme düşen pakete çarptım. İşte büyük şans. Kamyonetin kasasından önüme düşen pakette, binaların duvar yalıtımında kullanılan sıkıştırılmış köpük plakaları varmış. Yani hafif malzeme. Bana bir şey olmadı. Kenara çekip durdum. Aynı kamyonet, üzerindeki hafif yalıtım malzemesi paketlerini savura savura gidiyor. Pek çok araç önlerine düşen bu paketlere çarpıyor. Kaçınmak isteyenler büyük tehlike atlatıyor. Bu kentte benim en büyük şikayetim, denetimsizliktir. Bunca kamyonun çok ağır yüklerle sürekli gelip geçtiği, dünyada en çok mal taşımasının yapıldığı ilimizde neden hiç denetim yapılmaz? Tamam, tomruk kamyonları, otomobil kamyonları, boru kamyonları için alternatif yol bulamıyoruz. Bunlar D-100’den, D-130’dan, Sapanca Yolundan gidecekler. Ama bari denetlensinler. TIR’ın kasasına konteyner ne kadar sağlam oturtulmuş. TIR’a yüklenen dev borular, tonlarca tomruk, kamyonun üzerinde sabit duruyor mu?.. Kamyon savrulur, ani fren yaparsa bunlar yerlerinden kurtulup, düşer mi?.. Otomobil yüklü TIR’lar-bazılarında 10-12 tane araç istifleniyor- ne kadar güvenli?.. TIR’ın kasasındaki o araçlardan biri yerinden kurtulup da düşer mi?.. Hal’den çıkan kamyonetler, inşaat malzemesi taşıyan, ev eşyası taşıyan kamyonetler ne kadar düzenli yüklenmiş. Geçenlerde D-100’ün göbeğinde bir kamyonetin üzerinden ambalajında buzdolabı yola düşmüştü. Allahtan arkadan gelen araç yoktu. Bizim trafik polislerimiz, o da canları sıkıldığında bazen olmadık yerlerde radarla hız kontrolü yapıyorlar. Ya da Merkez Bankası veya Fevziye Camii önünde, şehir içinde konuşlanıp, geceleri alkol denetimi, emniyet kemeri kontrolü yapıyorlar. Çıkın yollara.. Şu TIR’lar, kamyonlar ne kadar güvenli mal yüklemiş. Şunlara biraz bakın. Artık ilin her köşesinde güvenlik kameraları var. Bu kameralarla riskli yük taşıyan kamyonları, TIR’ları gözleyin. Bu kentte arabanızla yolda giderken, ya da yaya olarak ana yolların kenarında kaldırımda yürürken, üzerinize düşecek bir boru, bir büyük ithal kütük yüzünden sinek gibi ezilip, ölebilirsiniz. Bu şehirde böyle bir risk altında yaşamayı, zul sayıyorum. Yetkilileri, biraz görev yapmaya, denetim yapmaya davet ediyorum.
YAZARA AİT DİĞER KÖŞE YAZILARI
|